18 Aralık 2013 Çarşamba

성시경 (SUNG SI KYUNG) - 너에게 (To you) Turkçe Çeviri (Han/Tr)

Henüz diziyi izleme fırsatım olmadı... Arkadaşımın isteği üzerine bu şarkıyı çevirdim ; "Ece Yıldırım"
İyi seyirler ve dinlemeler

응답하다 = cevap vermek, yanıtlamak, karşılık vermek
응답하라 = Cevap ver



..

너의 말들을 웃어 넘기는 나의 마음을 너는 모르겠지
Sözlerine gülüp geçen benim kalbimi bilmiyorsun

너의 모든 걸 좋아하지만 지금 나에겐 두려움이 앞 서
Senin her şeyini seviyorum ama şuan "korku" önümde duruyor

너무 많은 생각들이 너를 가로막고는 있지만
Bir çok düşünce seni engelliyor ama

날 보고 웃어주는 네가 (그냥 고마울 뿐이야)
Bana bakıp gülümseyen sana (minnettarım -tek diyebildiğim bu- )

너는 아직 순수한 마음이 너무 예쁘게 남았어
Senin, o temiz kalbin hala çok güzel (kaldı)

하지만 나는 왜 그런지 모두가 어려운걸
Ama, bilmiyorum neden her şeyin bu kadar zor olduğunu

세상은 분명히 변하겠지
Dünya kesinlikle değişecek

17 Aralık 2013 Salı

Resimlerle Korece- 삶이란....Hayat (denilen şey)




"삶이란,
폭풍이 지나가는 것을 기다리는 것이 아니라
비와 함께 춤을 추는 걸 배우는거야!"

Hayat (denilen şey),
Fırtınanın geçmesini beklemekle değil,
Yağmurla birlikte dans etmeyi öğrenmekle alakalıdır.

Kelimeler : 
**삶 = hayat
**-이란 = -이라는 것은 = -denilen şey
**폭풍 = fırtına
**지나가다 = geçip gitmek
**지나가는 것 = geçip gitme (isim yapılıyor)
**기다리다 = beklemek
**아니 = hayır,
**비 = yağmur
**-와 = ile, birlikte
**함께 = birlikte
**춤을 추다 = dans etmek
**춤을 추는 것 = dans etme
**배우다 = öğrenmek
**-는거야 = dır, -dir

Kaynak : https://www.facebook.com/planetdream


8 Aralık 2013 Pazar

Dong-da Sallim (동다 살림) Kore Çay Kültürü


동다 살림 Dongd-da Sallim çay içme görgü kurallarının bir çeşididir.

동다 [Dong-da] Kore kültür ve tarihinin temelindeki Kore'nin güzelliğini yeniden keşfetmek için yaratılmış Kore çay kültürü anlamına gelir. Buradaki Dong [東-Çince Doğu demek] kelimesi güneş, doğum ve eskiyi yeniden algılamanın memnuniyetini ifade eder.

Çay Seremonisi Prosedürü

1. Çay Seremonisi Çanı [다고 타종] : Kore, gökyüzünü beş ana renk ile ifade edip, seremoni kurarken gökyüzünü açma anlamında 5 kez çanı çalar. Çayın kokusunun çan sesiyle birlikte boşluğa yayılması bütün varlıklara mutluluklar dilemesi anlamına gelir.

2. Jopae (isim levhası) [조패] : Davet edilen misafirlerin adı, takma adı, önemli tecrübelerinin yazıldığı isim levhasıdır ve çay içilen yerin nezaket kuralları ve yüceliğini ifade eder. Budist tapınaklarındaki saygı kurallarında yer almıştır.

3. Oturacak Yeri Seçme [앉을 자리 정하는 법] : Davetli kişinin toplumdaki güç, onur ve tanırlılığından ziyade çay kültürü konusunda en tecrübeli kişiye saygı gösterilir. Çay içilen yerin saygınlık ve görgü kuralları içindir.

4. Kokuyu yaymak [형 피우기] : Çay içilen yerin güzel kokmasını sağlamak içindir. Ayrıca Budizm'deki çayın kokusunun vücuda sinerek bu dünyanın pisliklerinden arınması düşüncesi sebebiyledir. Çayı içen kişi bu sayede ruhsal bir arınma yaşayarak, saygı ve özveriyi ön planda tutar.

5. Çiçek [꽃 한송이] : Çay içilen odanın içindeki çiçekle, Şaman devrinde yapılan ayinlerden biri sembolize edilmesi amaçlanır. Şaman, Tanrıyla konuşması sırasında büyük bir ağacın altında ayin yapmıştır. Bu ağaca ebediyen göğün kutsallığını sindiği için, günahkar kişi bu ağacın altında günahlarından arınır. Bu efsaneyi bir adet çiçek şeklinde uygulamışlardır.
Bunun anlamı ise şöyledir; çiçeğin üzerindeki tohumlar ayrı ayrı toprağa ekilirse her bir tohum tekrar bir çiçek olur ve tekrardan bu çiçeklerin üzerinde tohumlar çıkar. Aynı şekilde çay içilen odadaki buluşmanın da güzel ilişkiler doğurmasını dilerler.

6. Mendil Sermek  [찻수건 펄치기]: Budistlerin yemek yemeden önce yere mendil serip onun üzerinde yemek yeme uygulamalarıdır. Bu sayede kendilerine mütevaziliği öğretiyorlardı. Mendili açarken bir köşesinin hafifçe kaldırılıp atılması Kore geleneksel danslarından biri olan Salpuri dansı figürlerinden beyaz mendil atma haraketinde görülebilir. Misafiri mutsuzluk ve kötü şanstan arındırmak anlamındadır.

7. Çay içilen yerde açılan mendilin katlanması [찻자리에 펐던 자리수간 거두어 접기] : Kendi hayatını kendi sorumluluğnda kabul edip doğru ve yanlışlarını kendince toplayıp yüklenerek, aydınlık bir yaşam dilemesi anlamındadır.

8. Çay Fincanını Yıkama [찻그릇 씻기] : Bir an da olsa dünyevi kirleri temizleyerek daha aydın bir ruhla ayrılmayı arzulamak anlamına gelip, kendini sınava çekme ve tövbe etmeyi de ifade eder. Ayrıca misafirin çay içeceği fincanı yıkayarak misafire iyi niyet göstermenin bir işaretidir.

9. Fincanı doldururken çıkan ses [그릇 씻은 물 따르는 소리내기] : Sükunetin içine doğru yapılan bir meditasyondur.

10. Fincanı yıkadıktan sonra mendille kurulamak [씻은 다완을 수간으로 닦기] : Sağ yöne doğru üç defa kurulamak, geçmiş, şimdiki zaman ve gelecekteki hatalar için af dilemek anlamında olup, sola doğru mendil çekerek kurulamak ise evrenin enerjisini çay fincanına koyarak misafire ikram etmektir. Bu kural Matra'nın dairesel desenlerinden gelmektedir.

11. Fincanın sıcak su ile çalkalanması [더운 물로 차완 덥히기] : Misafiri rahat ettirmek için gösterilen içtenlik ve çayın tadını daha güzel kılmak için yapılan eylemdir.

12. Çay seremonisi Çanı [다고 타종] : Seremoni biterken gökyüzünü kapatmak anlamında 5 kez çan çalınır ve seremoninin bittiğini bildirir.


3 Aralık 2013 Salı

Korece Hikaye Kitabı-2 진주를 먹은 거위 (İnciyi yutan kaz)

선비 = 옛날에 양반 계층의 남자로 학문을 연구하던 사람
[Alim, bilgin, öğretmen]

똑똑하다 = 머리가 좋다
[Zeki, akıllı (aklı iyi = zeki)]

초라하다 = 입고 있는 옷이 오래 되고 값이 싸 보이다
[zavallı, aciz; kılıksız, adi (shabby, poor-looking, mean, miserable)]

주막 = 예전에 길거리에 있던 술집 겸 여관
[lokal, han (eskiden caddelerde olan meyhane ve motel)]

헛간 = 쉽게 막 쓰는 물건을 쌓아 두는 곳
[ahır, kulube (shed, barn)]

울음을 터뜨리다 = 갑자기 크게 울다
[ağlayış koparmak (birden bire ağlamak)]


가난한 선비
Yoksul Alim

옛날 오느 마을에 한 선비가 살았다.
(Bir zamanlar) Eskiden mahallenin birinde bir alim yaşardı.

선비는 똑똑하지만 가난했다.
Alim, zeki ama fakirdi.

입은 옷도 초라했다.
Giydiği kıyafet de eskiydi

선비는 주막을 찾았다.
Alim, han (motel) buldu.

"자고 갈 방이 하나 있습니까?"
Uyuyacağım bir oda var mı?

선비가 주막 주인에게 물었다.
Alim han sahibine sordu.

"지금은 빈방이 없습니다"
Şuan boş oda yok.

주막 주인이 선비에게 말했다
Han sahibi Alim(in sorusunu) cevapladı. (söyledi)

"방이 없으면 헛간이라도 좋습니다"
"Oda yoksa kulübe ya da ahır da olur."