3 Aralık 2013 Salı

Korece Hikaye Kitabı-2 진주를 먹은 거위 (İnciyi yutan kaz)

선비 = 옛날에 양반 계층의 남자로 학문을 연구하던 사람
[Alim, bilgin, öğretmen]

똑똑하다 = 머리가 좋다
[Zeki, akıllı (aklı iyi = zeki)]

초라하다 = 입고 있는 옷이 오래 되고 값이 싸 보이다
[zavallı, aciz; kılıksız, adi (shabby, poor-looking, mean, miserable)]

주막 = 예전에 길거리에 있던 술집 겸 여관
[lokal, han (eskiden caddelerde olan meyhane ve motel)]

헛간 = 쉽게 막 쓰는 물건을 쌓아 두는 곳
[ahır, kulube (shed, barn)]

울음을 터뜨리다 = 갑자기 크게 울다
[ağlayış koparmak (birden bire ağlamak)]


가난한 선비
Yoksul Alim

옛날 오느 마을에 한 선비가 살았다.
(Bir zamanlar) Eskiden mahallenin birinde bir alim yaşardı.

선비는 똑똑하지만 가난했다.
Alim, zeki ama fakirdi.

입은 옷도 초라했다.
Giydiği kıyafet de eskiydi

선비는 주막을 찾았다.
Alim, han (motel) buldu.

"자고 갈 이 하나 있습니까?"
Uyuyacağım bir oda var mı?

선비가 주막 주인에게 물었다.
Alim han sahibine sordu.

"지금은 빈방이 없습니다"
Şuan boş oda yok.

주막 주인이 선비에게 말했다
Han sahibi Alim(in sorusunu) cevapladı. (söyledi)

"방이 없으면 헛간이라도 좋습니다"
"Oda yoksa kulübe ya da ahır da olur."


선비가 다시 한 번 부탁했다
Alim tekrar bir kere daha rica etti.

"헛간이라도 좋다면 헛간에서 주무세요"라고 주막 주인이 선비에게 말했다
"Ahır olsa da olur diyorsan o zaman ahır da uyuyun." diye Han sahibi Alim'e söyledi

********************
잠시 후에 주막 주인의 어린 딸이 방에서 나왔다
Bir zaman sonra han sabinin genç kızı odan çıkageldi.

거위가 딸아이 쪽으로 걸어갔다
Kaz kız çocuğunun olduğu tarafa doğru yürüyerek gitti.

그때 딸아이가 손에 들고 있던 것을 떨어뜨렸다. 앉아서 손으로 땅바닥을 더듬었다
O zaman küçük kız elinde taşıdığı şeyi düşürdü. Oturup eliyle yeri yokladı.

그런데 딸아이가 떨어뜨린 것을 거위가 먹었다
Ama küçük kızın düşürdüğü şeyi kaz yedi (yuttu)

그러나 찾지 못했다. 
Maalesef (ama) bulamadı. 

울음을 터뜨렸다
Ağlayış kopardı (Bağırarak ağlamaya başladı)

"왜 울고 있니? " 주막 주인이 딸에게 물었어요.
"Neden ağlıyorsun" diye han sahibi kızına sordu.

"아버지, 제가 엄마의 진주를 잃어버렸어요" 딸아이가 울면서 말했다
"Baba, ben annemin inci'sini kaybettim" küçük kız ağlayarak söyledi.

"어디서 진주를 잃어버렸니?"라고 물었다.
"İnciyi nerede kaybettin?" diye sordu

"여기서 잃어버렸어요."
"Burada kaybettim."

헛간에 있던 사람은 선비뿐이었다. 주막 주인은 선비가 진주를 감춰다고 생각했다.
Ahırda olan tek kişi Alim'di. Han sahibi Alim'in inciyi sakladığını düşündü.

*****************
이틀날 아침이 되었다
Yarın sabah oldu.

"관가에 알리기 전에 거위의 을 살펴보십시오." 선비가 주막 주인에게 말했다
"Yetkililere bildirmeden önce kazın dışkısına dikkatle bakın" dedi Alim han sahibine.

거위 똥을 왜 봅니까?
Kazın dışkısına niye bakıyor muşum?

찾는 것이 거기 있을 거야
Aradığın şey orada olacak.

딸아이가 잃어버린 진주가 거기에 있었다. 
Küçük kızın kaybettiği inci oradaydı.

주막 주인이 깜짝 놀랐다 그리고 자기의 잘못을 깨달았다.
Han sahibi birden şaşırdı ayrıca kendi hatasının farkına vardı.

선비를 의심한 것을 후회했다.
Alimden şüphelendiği için pişman oldu.

그런데 궁금한 것이 있습니다. 왜 어젯밤에 거위가 진주를 먹었다고 말하지 않았습니까?
Ama merak ettiğim bir şey var. Neden dün akşam kazın inciyi yediğini söylemediniz?

어제 저녁에 이야기할 수도 있었지요. 
Dün akşam da söyleyebilirdim.

그렇지만  내 말을 믿겠습니까? 
Ama benim lafıma inanacak mıydınız?

아젯밤에 말했으면 아침까지 기다리지 않았을 겁니다. 
Dün gece söyleseydim sabaha kadar beklemeyecektiniz.

당장 거위의 배를 갈라 진주를 찾으려고 하겠지요? 
Hemen kazı karnını yarar inciyi arayacaktınız değil mi?

그러면 불쌍한 거위만 죽겠지요. 진주를 찾으려고 거위를 죽이면 안 되지요.
O zaman zavallı kaz ölecekti. Sırf inci için kazı öldürseydiniz olmazdı.

주막 주인은 선비의 말을 듣고 감동했다. 주막 주인은 한 번 다시 선비에게 사과했다.
Han sahibi Alim'in sözlerini dinledi ve duygulandı. Han sahibi bir kez daha Alimden özür diledi.



조선 시대의 주막이다, 주막 앞에 삿갓을 쓴 사람이 짐을 실은 말과 함께 서 있다
Joseon zamanında bir han, Han önünde "Satkat (geleneksel şapkalı) " şapkalı adam yükünü yüklediği atla birlikte ayakta duruyor.

Alim çardakta oturmuş iki tane kazı izliyor.

Hiç yorum yok: